Öyleyken Böyle

Birazdan ben yazayım dedim

Operatörlerden sınırsız internet, tabi yersen…

No Comments »

Merhaba,

Son zamanlarda alternatif operatörlerin internet paketleri TTNET’e ciddi rakip olmaya başladı. Verdikleri güzel modemler, ses hizmetleri derken pastadan pay kapmaya başladılar. Ortaya çıkan kampanyalarla iddia ettiklerini sunduklarına inanırsanız gayet hesaplı seçenekler var.

Şimdi bu kampanyalardaki en büyük üç kağıt, elbetteki aşağılarda ufak puntolarla yazılıyor. Hayatımıza Avea nın sınırsız tarifesiyle giren “Adil Kullanım Hakkı” . Avea geçen senelerde son kullanıcılar için 50 TL civarı bir ücrete sınırsız konuşma vaad etti. Bu kampanyayı tasarlarken risk analizi yapıp insanların 50TL lik konuşmayacağını farz etti. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı, yurdumun zeki mühendisleri bu hatları 7*24 konuşacak şekilde uluslar arası çağrı bağlamaya başladılar. Avea da müthiş zarar etti kampanyasından. Bu noktada hayatımıza girdi adil kullanım hakkı.

Kime göre neye göre adildir bilinmez, operatörler bu kavramı çok sevdi. Artık her kampanya kullanıcıya bağıra bağıra “sınırsız” olarak arz ediliyor. Alttan bit kadar puntolarla “şu kadar saat sınırlı” diye uyarı geçiyor. Yani sınırsız ama sınırlı. Bence göz göre göre, bağıra bağıra dolandırıcılık. Sınırsız kelimesinin tek bir anlamı vardır oda sınırsız olması. Bu konuda tüketiciyi koruma kurumlarının harekete geçmesi lazım bir an önce.

Daha da kötüsü, kime göre neye göre adil olduğu belli olmayan “adil kullanım hakkı” artık mantıksız değerlere çekiliyor. Eskiden gene normal bir kullanıcının normal kullanımda erişemeyeceği olan bu sınır, artık kullanıcının birkaç saatte doldurabileceği miktarlarda.

Superonline

Superonline fiber 50 GB bant genişliğini geçtiğinizde hızınızı 20 de birine düşürüyor. Peki siz bu limite erişmek için interneti ne kadar kullanmalısınız?
———  5.5 saat. ———-
Bir aylık kotanızı 5.5 saatte doldurabilirsiniz.

Diğer operatörlerde de benzer tanımlar bulunmakta.

Vodafone ise son kampanyasıyla tam anlamıyla beni benden aldı. Benim şu anda kullandığım 3G 250 sınırlı paket ve ayda buna 10TL ödüyorum. Vodafone ise geçtiğimiz güz “sınırsız” bir internet paketi başlattı ayda 8TL ye. Hemen baktım kampanya detaylarına.

Operatörler sınırsız kelimesini kendilerine o kadar oyuncak etmişlerki, benim 10TL karşılığında aldığım sınırlı internet, vodafone’un sınırsız internetinden daha sınırsız. Vodafone kullanıcıya sınırsız diye lanse ettiği interneti sunarken bir kullanıcının ay boyunca megabyte hesabı yapmadan sadece 100 MB kullanmasını uygun görmüş.

HERKEZE SINIRSIZ İNTERNET, tabi yersen..

3G de neymiş, hoşgeldin 4G

No Comments »

Merhaba,

İletişim dünyasında yeni teknolojiler dur durak bilmiyor. Türkiye olarak 3G teknolojisi ile daha yeni tanıştık. 3G data servisleri Türkiye marketinde daha yeni yeni peneterasyon yarata dursun, Kore den sonra Amerika da 4G ile tanışıyor.

Tamam, 3G ile elimizde akıllı telefonlarımız ile gayet güzel internetlerde geziniyoruz. Gerektiğinde sinemaya bilet alıp gerektiğinde de trafik durumunu izliyip alternatif rotalar çizebiliyoruz kendimize. Sektörün meraklılarını geçiyorum, ortalama vatandaş daha yeni ısınıyor cep telefonundan internete girmeye. Teknolojinin kabiliyetlerini ve yapılabilecekleri yeni yeni keşfediyor.

Marketteki en popüler akıllı telefon apple iphone dur tartışmasız. Kullanıcıya sunduğu çevrim içi yazılımlarla mobil internet konusundaki bilinçlenmeyi en çok arttıran cihaz da iphone. An itibariyle, mobil operatör müşterilerinin data servislerini kullanımı ses servislerini kullanımından çok daha az olsada, giderek artacağı konusunda ve 3G data paket fiyatlarının düşeceği konusunda inancımız sonsuz.

Dönelim konumuza, 4G nedir? Ne değildir? 4G ile neler yapılabilir?

Sprint

Amerika da bu servisi sunan Sprint bu konuda bir web sitesi hazırlamış. Her şeyi videolarla gösterse de ben üzerinden geçim
- Akıllı telefonumuzdan yada laptoplarımızdan HD kalitesinde görüntülü konferanslar yapabileceğiz.
- Evimizden yada başka bir kaynaktan yayınladığımız video içerikleri hiç  duraklama olmadan hd kalitesinde izleyebileceğiz.
- Büyük dosyaları 3G den 10 kata kadar daha hızlı bilgisayarımıza indirmek mümkün olucak.
- Bu konudaki en büyük gelişme mobil masive multiplayer oyunların ve sosyal ağların kullanıcı sayısında olucak. Mobil hızlar arttıkça sanal platformlarda yer alan kullanıcı sayısıda artıcak.

Bunların hangileri için şu an olmaz ise olmaz diyebiliriz bilmiyorum ama ileride ikinci bir “ya biz cep telefonsuz bir devir geçirdik, ne yapıyorduk nasıl buluşuyorduk o günler?” vakası yaşayacağımız kesin gibi.

Size de keyifle yaşayacağınız bol G li günler dileğiyle…

Bu Gece Ne İzlesek – Be Kind Rewind

No Comments »

Merhaba,

Bir arkadaşım uzun zamandır ısrarla bu filmi tavsiye ediyordu. Kendisinin tercihlerini ve film zevkini çok başarılı bulduğumdan bende uzun zamandır bu filmi izlemek için fırsat kolluyordum.

Geçen gün kendi başıma kalıp fırsat bu fırsat izliyim dedim. Filmin başrollerinde, embesil komedi filmlerinden tanınan Jack Black, ve Mos Def bulunuyor.

Film esasında bize küçük bir hile sunuyor ve bizde bu hile yi keyifle yutuyoruz. Konu olarak, Mos Def, belkide Amerikada ki en son VHS kiralama dükkanını işletiyordur, en yakın arkadaşı Jack ise, yakınlardaki bir elektrik santralinde çalışıyordur. Bir gün Jack bu santrali sabote etmek isterken manyetik etkiye kapılır, ve video dükkanındaki tüm VHS kasetlerin silinmesine neden olur.

Film bu noktaya kadar insanı biraz zorluyor. Çünkü bu filmde de hafiften embesil muhabbeti ile izliyiciye komiklik yapılmaya çalışılmış. Ama filmin bu anında olaylar tamamen değişiyor. Mos Def ile Jack Black, silinen videolar yeride “sweded” ismini verdikleri proses ile filmlerin çakmalarını yeniden kendi imkanlarıyla çekmeye çalışıyorlar.

Bu noktada biz Be kind rewind filmini izlemeyi bırakıp kendimizi farketmeden sweded filmlerden daha fazla zevk alırken yakalıyoruz. Filmin hilesi bu noktada bulunmakta. Bir çok popüler yapıtın 10-15 dk lık sweded versiyonlarınında çok içten olabileceğini görüyoruz.

Filmin ilk dakikalarında çok zorlansamda, sonuna geldiğimde yüzümde sıcak bir gülümseme vardı. Ben genede bu filmi size tek başınıza yanınızda başkası yorum yapmazken izlemenizi öneririm.

İyi seyirler

Fragman

Bu Gece Ne İzlesek – The Bounty Hunter

1 Comment »

Merhaba,

Bu sefer bahsetmek istediğim film, Türkiye’de vizyona henüz adım atmış bir macera – romantik komedi türünde diyebiliriz. Yorgun ve aklım dağınıkken, ağır filmler yerine beni çok düşündürmeyecek, düşündürmeden güldürecek filmleri tercih etmeye çalışıyorum. Başrollerinde Gerard Butler ve Jennifer Aniston’ı görünce tamam dedim, bu aradığım tarzda bir film olmalı.

Tahminimde yanılmamışım. Filmde Jennifer Aniston ve Gerard Butler boşanmış bir çifti canlandırıyor. Hayatlarından gayet memnun bir halde, Jennifer Aniston gazeteci, Gerard Butler da mahkemede tutuklama kararı alan suçluları hapisaneye teslim eden bir ödül avcısını canlandırıyor. Çiftimizin yolu, Jennifer Aniston için park kavgasından dolayı tutuklama kararı çıkınca tekrar kesişir. Gerard Butler mahkemeye gitmeyip adına tutuklama kararı çıkarılan eski eşini adalete teslim edicektir.

Halbuki bu sırada, gazeteci olarak iyi bir hikaye yakaladığını düşünen Jennifer Aniston ise hem eski kocasından kaçmaya , hemde hikayesini kovalamaya çalışmaktadır.

Konu insana daha en başından çekici geliyor. Eski karı koca arasındaki iğneleyici espriler, ikili arasındaki kovalamaca insanın ilgisini filmde tutmaya çalışıyor. Film kötü diyemem, gayet güldüğüm ve eğlendiğim sahnelerin sayısı az değil. Ama film bana biraz uzun geldi, hani olması gerektiğinden uzunmuş gibi. Yorgun olduğumdan da böyle düşünüyor olabilirim ama 90 dakikanın bu film için yeterli olabilecekken iki saat bana uzun geldi.

Sonuçta izlenmeyecek bir film diyemem. Ortalama bir romantik komediden daha başarılı hatta. Ama uykunuz var ise filmin sonuna yetişemeyebilirsiniz. Keyifli bir gece için tavsiye edebileceğim bir film.

İyi seyirler

Fragman;



Bu gece ne izlesek – Agora

1 Comment »

Merhaba,

Dinde fanatizmin ne kadar tehlikeli, ölümcül olduğunu bugün İran devletine bakarsak anlayabiliriz. Günümüz itibariyle İran da, Allah korusun, hapşırırken hapşu yerine yanlışlıkla “yahudiyim” diyiverseniz, sizi oracıkta keserler.

Tarih boyunca her üç tek tanrılı dinde fanatizm örneklerini gördük. Yahudiler Hristiyanları, Hristiyanlar paganları, Müslümanlar kendilerini din adına kesip durmuşlardır. Bunların kimisi bu işi miladın başında yaparken, kimisi hala devam eder. 2 bin senede değişen birşey olmuş mu , tartışılır…

Geçen gece izlediğim film, eğitimsiz çehrelerin elinde dini fanatizmin tehlikesini işliyordu. Filmin adı “Agora”. 400 lü yıllarda iskenderiye şehrinde hristiyanlığın yayılışı ve hristiyan dinine mensup kavimlerin fanatizmini işliyor. Filmi izlerken kendinizi tarih daha yeni yeni oluşurken, iskenderiye şehrinin sokaklarında gezerken bulabilir, iskenderiye kütüphanesi ve fenerini yaşarken görebilirsiniz.

Filmin işleyişi, olayları gözler önüne serişi oldukça başarılı. Üç ana bölümden oluşan film, gerginliği sürekli arttırıp azaltarak izliyicinin dikkatini sadece ve sadece kendisinde tutmayı başarıyor. Filmde ana konuyla beraber işleyen birde yardımcı hikaye mevcut. İskenderiye şehrinde kendisini bilime adayan bir öğretmenin, dini baskılara rağmen müritlerini eğitmeye çalışması karşılaştığı zorluklar anlatılıyor.

Özetle bu filmi izlemeden geçmeyin diyebilirim.
İyi seyirler

Fragman;

 

Bu Gece Ne İzlesek – Çok Film Hareketler Bunlar

No Comments »

Güneşli bir günden merhaba,

Nedenini bir türlü çözemesemde, Türk filmlerine yabancı filmlerden daha çok değer veriyorum. Bu nedenle Türk filmlerini sinemada izlediğimde, kötü de olsa verdiğim paraya üzülmem hiç. Kumsaldaki bir kum tanesi kadar da olsa sağladığım etki, en azından kendi sinema sektörümüz gelişsin değil mi? Bu vesile ile vizyona yeni giren bir film seçtim kendime, BKM mutfak ekibinin hazırladığı “Çok Film Hareketler Bunlar” filmine, Caddebostan Kültür Merkezinden bilet aldım.

CKM nin salonu çok başarılıydı diyemeyeceğim, her bireysel koltuk alt kısmından yan taraftakine tüm sıra boyunca bağlı olduğundan, 25 koltukluk sırada biri tepinse, sizin koltuğunuzda sallanıyor. Kendi bahtsızlığımdan olsa gerekki yanımda oldukça fazla sayıda tepinen çocuk vardı. Sallanan koltuk simulasyonu ile filme başladık.

Ben gitmeden önce filmi, birçok değişik karakteri ve onların hikayelerini enterasan tesadüflerle birbirine bağlayan yekpare bir senaryodan oluşuyor sanıyordum. Tahmin ettiğim gibi değilmiş halbuki. Film aynı “Çok Güzel Hareketler Bunlar” TV serisindeki gibi skeçlerden oluşuyor. Bunu önceden bilseydim esasında, o zaman düşünebilirdim neden TV de izleyebileceğim bir program için sinemaya gideyim? Fakat, iki başlık arasında çok fark var esasında. sinema versiyonunda, oyuncular bir tiyatro sahnesinde değiller, sinemanın nimetlerinden faydalanmışlar. Sadece tiyatro dekoruna bağlı değiller.

Seçilen skeçlerde bence TVde izlediğim skeçlerden çok daha komikti. Uzun zamandır gülmekten gözümden yaş gelerekten izlediğim bir film olmamıştı , iyi oldu. Herkese tavsiye edebilirim bu yapımı, kesinlikle zaman kaybı değil. Hatta aklınızdaki dertlerden sıkıntılardan uzaklaşıp, 2 saat eğlenmek gülmek eminimki herkese iyi gelecektir. Hem dünyayı 2 saatçik yanlız bıraksanız, emin olunki siz olmadanda idare edecektir, dönmeye devam edecektir.

Bu film için sinemaya gitmeye değer mi değmezmi o konuda herkesin fikrine saygı duymalı. Ben Türk yapımı olduğu için gittim, ama yabancı bir film olsa gitmezdim. Sinema perdesinde ve ses sistemini hakedicek özel ve görsel efektler barındırmıyor. Ama dediğim gibi , herkes kumsaldaki kum tanesi olabilir.

İyi seyirler.

 

Bu Gece Ne İzlesek – The Imaginarium of Doctor Parnassus

No Comments »

Merhaba,

Uzun zamandır alt yazısını beklediğim bir filmdi Imaginarium of Doctor Parnassus. Filmin ismide oldukça dikkat çekici. Yani en basitinden şunla bunun aşk hikayesi, yada şurda burda savaş, o şunu vurdu bu bunu kesti hikayelerini anımsatmıyor. Afişine göz attığımda film hakkındaki merakımda oldukça arttı diyebilirim.

Kadrosunu incelersek, Jude Law, Johnny Depp, Heath Ledger, Collin Farrell gibi oldukça iddialı isimler yer alıyor. Hal böyle olunca filmi daha henüz izlemeden beklentim oldukça yükseldi.

Film, kısaca özetlemek gerekirse, ölümsüz olan birinin (doctor Parnassus) şeytanla oynadığı kumarı konu alıyor diyebiliriz. Doctor Parnassus insanları kendi hayal alemlerinde iyi yola yönlendirmek isterken, şeytan rolüne bürünen Mr. Nick (Tom Waits) , aynı hayal dünyası içinde insanları yanlış yola saptırmaya çalışır. Doctor Parnassus filmin ilerleyen noktalarında kendi kızı üzerine kumar oynayınca işler ilginçleşir. Daha fazla spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim.

Peki film nasıldı? Esasında beklediğimi bulamadım. Belki ben fazla beklenti içindeydim, ama yinede film anlattığı hikayeye göre biraz sıkıcı, biraz da ağır kalıyordu. hem senaryonun hemde hikayenin daha iyi işlenebileceğini düşünüyorum. Filmin sonunun bir yere varmaması, kurgunun basit ve havada kalması filmin izlenebilirliğini zorlaştırıyor.

Doctor Parnassus için tam bir zaman kaybı diyemeyeceğim, ama onun yerine başka bir film izlemeyi tercih edebilirdim. Size ancak bu filmi benim kadar merak ediyorsanız, yada başka izleyecek filminiz yoksa tavsiye edebilirim.

İyi eğlenceler.

Fragman;

Bu Gece Ne İzlesek – Serious Moonlight

No Comments »

Tekrar merhaba,

Dün gece uzun listeden acaba hangisini izlesem diye düşünürken, hem hafif, eğlenceli ve insanı zorlamayan bir film buldum. IMDB den incelediğimde romantik komedi olarak gözüküyordu ve puanı 5 ten biraz yüksekti. İlk başta yine uyduruk bir film diye düşündüm, fakat izlerken geçen her dakikada çok yanıldığımı farkettim.

Film ilişkilerinde problem yaşayan bir çiftin üzerine odaklanıyor. İlişkinin bayan tarafı Meg Ryan, eşini kendisinden 15 yaş ufak genç sevgilisine kaptırmamak için oldukça enterasan ve komik yöntemlere başvuruyor. Film ilerledikçe, hem gülüyor, hemde Meg Ryan’ın eşini canlandıran karakterin başına gelenlere üzülüyoruz.

Çok yorulmadan, uykumuz gelmeden izleyebileceğimiz, bu sırada oldukça eğlenebileceğimiz bir film.

Kısaca bu film için zaman kaybı diyemem, hatta izlemeniz için tavsiye ederim.

İyi seyirler.

Fragman

Bu Gece Ne İzlesek

No Comments »

Merhaba,

Eminimki hepimiz sinemaya gidip güzel bir film izlemeyi çok severiz. Bunda şüphe yoktur. Ama tabi insan her zaman sinemaya gidemiyor, ya da sinemanın maliyetinin yükseldiği şu günümüzde oldukça seçici davranıyor.

Trend artık daha çok evde, salon rahatlığında film izlemeye doğru kayıyor. Internette filmlere ulaşmanın kolaylığını, gelişip güzelleşen TV’leri ve ses sistemlerini düşündüğümüzde ortam evde sinema keyfine oldukça müsait.

Bende özellikle son 3-5 senedir kendi kurduğum sistemim ile her gece olmasada, ortalama 2 gecede bir yatmadan önce bir film izlerim. Zamanla izlenen filmlerin sayısı oldukça artı tabi. Birde her izlediğimiz film güzel çıkmayabiliyor. Tavşan gibi çoğalan filmlerin arasında izlemeye değer olanları bulmak oldukça zorlaştı.

Bende hazır böyle bir imkan varken, izlediğim filmleri paylaşayım, okuyucularda gece oturup bir film izlemek istediklerinde , doğru filmi seçmelerine yardımcı olayım istedim. Bu vesileyle, blogda “Bu Gece Ne İzlesek” kategorisini oluşturuyorum. İzlediğim filmleri, edindiğim izlenimleri paylaşıcam, bu sayede okurlarım o film harcadığı 2 saate değermi bir fikirleri olucak.

Şimdiden herkese iyi seyirler (: